İçeriğe geç
Randevu

Ana Sayfa · Yetişkin · Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete Bozukluğu

Kaygı, bizi tehlikeye karşı uyaran doğal bir duygudur. Ancak sürekli, orantısız ve kontrol edilemez hâle geldiğinde bir anksiyete bozukluğuna dönüşebilir ve günlük hayatı belirgin biçimde kısıtlar.

Yaklaşık 3 dakikalık okumaGüncelleme: Ekim 2026

Bordo balıkçı yakalı genç bir kadın kafe penceresinin önündeki masada buharı tüten çay bardağının yanında defterine bir şeyler yazıyor

Önemli bir sınavdan, iş görüşmesinden ya da bir hastane sonucundan önce endişelenmek son derece insanidir. Bu tür kaygı bizi hazırlanmaya iter ve olay geçince söner. Anksiyete bozukluğunda ise kaygı ortada belirgin bir tehlike yokken de sürer, olayın gerçek ağırlığıyla orantısızdır ve kişi onu durdurmakta zorlanır. Zamanla yalnızca düşünceleri değil, uykuyu, bedeni ve günlük kararları da etkiler. Anksiyete bozuklukları en sık görülen ruhsal sorunlar arasında yer alır ve uygun tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

Olağan kaygı nerede biter?

Kaygının bir bozukluğa dönüşüp dönüşmediğini anlamak için birkaç soru yol gösterir: Endişeler aylardır neredeyse her gün sürüyor mu? Kaygı, onu tetikleyen durumla orantılı mı? Kişi kaygı yüzünden bazı yerlerden, insanlardan ya da işlerden kaçınmaya başladı mı? İşte, okulda ya da evde verimi belirgin biçimde düştü mü? Bu sorulara "evet" cevabı veriliyorsa bir değerlendirme yararlı olur.

Kaygı bozukluğunun başlıca türleri

Bıyıklı, siyah polo tişörtlü bir adam gün doğumunda sakin bir sahilde ayakkabıları elinde çıplak ayakla yürüyor

Beden de kaygılanır

Kaygı yalnızca zihinde yaşanmaz. Kas gerginliği, boyun ve omuz ağrıları, baş ağrısı, çarpıntı, mide yanması, ishal ya da kabızlık, terleme, el titremesi ve sık idrara çıkma sık görülen bedensel belirtilerdir. Uykuya dalmakta zorlanmak ve gece sık uyanmak da yaygındır. Pek çok kişi uzun süre bu yakınmalarla farklı bölümlere başvurur; tetkikler normal çıktığında akla kaygı gelir. Bedensel bir nedenin dışlanması önemlidir, ama kaygının bedeni bu kadar etkileyebildiğini bilmek de rahatlatıcıdır.

Muayene ve değerlendirme

İlk görüşmede kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı, kişinin hangi kaçınma davranışlarına başvurduğu ayrıntılı olarak konuşulur. Kafein, alkol ve bazı ilaçların kullanımı sorulur; tiroit işlevlerinin ve kan değerlerinin kontrolü istenebilir. Kaygıya sıklıkla eşlik eden depresyon, uyku sorunları ve madde kullanımı da değerlendirilir. Kısa ölçekler, kaygının şiddetini ve tedavi sırasında değişimini izlemeye yardımcı olur. Kaygının ne zaman ve hangi koşullarda başladığını anlamak, örneğin yoğun bir iş değişikliği, bir kayıp ya da doğum sonrası dönemle ilişkisini görmek, tedaviyi kişiye özgü kılmanın ilk adımıdır.

Tedavi seçenekleri

Anksiyete bozukluklarının tedavisinde iki temel yol vardır ve çoğu zaman birlikte kullanılır. Bilişsel davranışçı terapi, kaygıyı besleyen düşünce kalıplarını ve kaçınma davranışlarını değiştirmeyi hedefler; sosyal kaygı ve fobilerde kademeli yüzleşme çalışmaları özellikle etkilidir.

İlaç tedavisinde genellikle depresyonda da kullanılan ve kaygıyı uzun vadede azaltan ilaç grupları tercih edilir. Bu ilaçların etkisi birkaç haftada ortaya çıkar. Kısa sürede etki gösteren sakinleştiriciler ise bağımlılık riski nedeniyle yalnızca sınırlı durumlarda ve kısa süreli kullanılır. Hangi seçeneğin uygun olduğu, belirtilerin şiddetine ve kişinin tercihlerine göre birlikte belirlenir.

Tedavi ne kadar sürer?

Bilişsel davranışçı terapi genellikle on iki ile yirmi seans arasında planlanır. İlaç tedavisinde ise belirtiler belirgin biçimde azaldıktan sonra tedavinin bir süre daha sürdürülmesi, erken bırakmaya bağlı geri dönüşleri önler. İlacı bırakma kararı, kişinin kendini hazır hissettiği ve hayatında büyük bir stres kaynağının olmadığı bir dönemde, dozu yavaş yavaş azaltarak verilir. Kontrol görüşmeleri bu sürecin güvenle ilerlemesini sağlar.

Kaygı ve çevre

Kaygılı bir kişinin yakınları çoğu zaman onu rahatlatmak için sürekli güvence verir ya da korktuğu durumları onun yerine üstlenir. Bu iyi niyetli davranışlar kısa vadede işe yarasa da kaygının sürmesine katkıda bulunabilir. Tedavi sürecinde aile üyelerine nasıl destek olabilecekleri de anlatılır.

Günlük hayatta kaygıyı azaltan alışkanlıklar

Ne zaman acele etmeli?

Kaygıya eşlik eden yoğun umutsuzluk, kendine zarar verme düşünceleri ya da alkol ve sakinleştirici kullanımında artış varsa beklemeden bir hekime başvurulmalıdır.

Sık sorulanlar

Anksiyete bozukluğu tamamen geçer mi?

Pek çok kişi tedaviyle belirtilerin büyük ölçüde azaldığını ve günlük hayatına rahatça devam ettiğini görür; stresli dönemlerde belirtiler hafifçe geri gelebilir, öğrenilen beceriler bu dönemleri yönetmeye yardımcı olur.

Sakinleştirici kullanmadan tedavi olabilir miyim?

Evet. Uzun vadeli tedavide sakinleştiriciler yerine terapi ve bağımlılık riski taşımayan ilaçlar tercih edilir.

Kaygı kalp hastalığı yapar mı?

Kaygı çarpıntı ve göğüs sıkışması yapabilir; yine de bu yakınmalarda önce kalple ilgili bir neden olup olmadığına bakılması gerekir.

İlk muayeneyi planlamak ister misiniz?

Randevu talebinizi iletişim sayfasındaki formdan bırakabilirsiniz.

Randevu talebi
Randevu